Konferanslar

Vakıf Tarihi ve Dijitalleşme Konuşmaları

Osmanlı Taşra Toplumu ve Vakıf Kurumu: Kudüs, 1703-1831

Dijital Vakıf Araştırmaları bünyesinde vakıf tarihi kaynaklarındaki verilerin dijital beşerî bilimler yöntemleriyle incelenmesi, alandaki güncel yaklaşımların takibi ve akademik işbirliklerinin artırılması gayesiyle başlattığımız “Vakıf Tarihi ve Dijitalleşme Konuşmaları” seminer serisinin ilk programını gerçekleştirdik. Serimizin açılış konuğu; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi öğretim üyesi ve Dijital Vakıf Araştırmaları platformu kurucu editörlerinden Doç. Dr. Şerife Eroğlu Memiş oldu. 2016 yılında tamamladığı doktora tezi olan ve yakın zamanda Brill Yayınevi’nden çıkan Ottoman Provincial Society and the Waqf of Jerusalem, 1703-1831 başlıklı kitabı ekseninde sunumunu gerçekleştiren Eroğlu Memiş, 18. yüzyıl Kudüs vakıflarını zengin bir arşiv yelpazesi üzerinden değerlendirdi. Program, Osmanlı algısında Kudüs’ün idari ve simgesel konumunun tanımlanmasıyla başladı. Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki imar faaliyetleri ve hac organizasyonu etrafında şekillenen kent yapısında; Harem-i Şerif ve Haseki Sultan İmareti gibi merkezlerin kritik rolü üzerinde duruldu. Bu noktada Eroğlu Memiş; geleneksel literatürde yer alan “imaret siteleri” kavramı yerine, şehrin tüm kamusal hizmetlerini ve sosyal ilişkilerini birbirine bağlayan “vakıf ağı” analitik kavramsallaştırmasını öne çıkarırken; bu ağın, kentin kamusal, dini ve sosyoekonomik hizmetlerini bütünüyle üstlenen, toplumun her kesimine temas eden temel bir sistem olduğunun altını çizdi.

Zengin arşiv kaynaklarının eşzamanlı olarak bütüncül bir yaklaşımla ele alındığı çalışmada; 18. yüzyıl Kudüs’ünde kurulan 300’e yakın yeni vakfın çoğunluğunu hisseli mülkiyete dayanan mütevazı zürrî vakıfların oluşturduğu görülmekte. Vakıfların karakteristiği sunum sırasında verilen örnekler üzerinden detaylandırılırken bir yandan; vakıf kurucularının yaklaşık yüzde yirmisini oluşturan kadınların rolüne de değinildi. Söz konusu kadın vâkıfeler, nesiller arası mülk aktarımını güvence altına almak amacıyla vakıflar tesis etmiş; ancak vakfın yönetimini çoğunlukla erkek evlatlara bırakma eğilimi göstermişlerdir. Sunumda öne çıkan bir diğer husus; vakıf kadrolarındaki niceliksel artış ve bunun kentsel yansımalarıydı. Eroğlu Memiş; Kudüs’teki beratlı vakıf görevlilerinin kent nüfusunun yaklaşık yüzde on beşine ulaşmasını, aynı dönemde Osmanlı askeri zümresindeki genel genişleme eğiliminin taşrada vakıf kurumu üzerinden okunması olarak yorumladı. Bu genişleyen ağ içerisinde; Hüseynî, Halidî ve Alemî gibi köklü ailelerin kilit bir rol üstlendiğine değinen Eroğlu Memiş; diğer Osmanlı taşralarından farklı olarak Kudüs seçkinlerinin ekonomik güçlerini ve toplumsal statülerini iltizam veya malikane sisteminden değil, doğrudan vakıf yöneticiliğinden sağladığını belirtti. İktidarlarını nesilden nesile aktarmak isteyen bu yerel aktörlerin kendi aralarında makam satışlarını gerçekleştirdikleri, görevlerin bölündüğü hisseli makam paylaşımlarında bulundukları ve vakıf hukuku kapsamında hikr, icâreteyn, huluvv-i şer’i, istibdal gibi usulleri etkin bir biçimde kullandıklarına dair örnekler ele alındı. Uzun süreli kiralama usullerinin yerel seçkinlere geniş bir ekonomik manevra alanı sağlarken, aynı zamanda vakıf mülklerinin zamanla parçalı bir yapıya evrilmesine zemin hazırladığı da sunumun dikkat çeken tespitleri arasında yer aldı. Ayrıca yerel seçkinlerin vakıf kurumunu bir statü koruma mekanizmasına dönüştürdüğü bu süreçte ortaya çıkan yetki ihlalleri ve vergi anlaşmazlıkları konularının ahkam defterlerine yansıyan şikâyet kayıtlarından da bahsedildi. Yereldeki bu yoğun kurumsal işleyiş ve ademi-merkezileşme süreci; Osmanlılaşma kavramı etrafında teorik bir zemine oturtuldu. Eroğlu Memiş, merkez-taşra dinamiklerini dikey ve tek taraflı bir dayatma olarak değil; yerel aktörlerin vakıf sistemi aracılığıyla imparatorluk şemsiyesine eklemlendiği yatay bir uzlaşı ve entegrasyon süreci olarak tanımlamakta.

Seminerin sonuç bölümünde, arşiv kayıtlarının barındırdığı bu karmaşık ilişkiler ağının dijital beşerî bilimler yöntemleriyle incelenmesinin taşıdığı metodolojik önem değerlendirildi. Yalnızca hurufat defterlerinde yer alan binlerce atama kaydını, hisseli görev devirlerini ve girift mülkiyet ilişkilerini geleneksel tarihçilik yöntemleriyle bütüncül olarak kavramanın sınırlarına işaret edildi. Vakıf alanında çeşitli kaynaklara dayalı bu yoğun tarihsel veriyi güncel dijital yaklaşımlarla analiz edebilmek noktasında sosyal ağ analizi ve veri görselleştirme gibi dijital araçların kullanılmasının önemine dikkat çeken Eroğlu Memiş; söz konusu yenilikçi yaklaşımların Osmanlı taşra toplumunu, merkez-taşra dinamiklerini ve vakıf tarihini çok daha isabetli bir biçimde okumaya imkân tanıyacağını vurgulayarak sunumunu tamamladı.